Coşkun Özbek

OSMAN GENÇ VE MAVİ MARMARA


Coşkun Özbek
27 Mart 2015 Cuma 16:37
Biraz geç kaldı bu yazı ... Geç olması da iyi oldu.   Canik Belediye Başkanı Osman Genç'in Mavi Marmara etkinliği ile ilgili yaptığı basın toplantısındaki açıklamaların yansımalarını daha çok değerlendirme şansı buldum.  
Sayın Genç, Mavi Marmara Gemisi'ni Samsun'a getirip, buradan 555 kişi ile Çanakkale'ye götürerek Samsun ve Canik'i n adını ve elbette kendi adını da Türkiye ve Mavi Marmara ile ilgilenen bir çok ülkeye ve halklara duyurdu.   Etkisi bakımından amacına ulaşan bir etkinlikti. Çok ciddi olarak gündem oluşturdu. 

  Hele de Çanakkale Zaferi'nin 100 Yılı'na rastlaması ve Mavi Marmara ile Gazze'ye yola çıkanların davranışını "Çanakkale Ruhu" ile bağdaştırması  daha da bir etkili oldu.   Sayın Genç bundan önce yaptığı basın toplantısında basın mensupları ile mümkün olabildiğince sık bir araya geleceklerini ve çalışmaları anlatacaklarını söylemişti.
  Bu basın toplantısında seçim süreci içindeki Türkiye ve Samsun , Canik'te Mavi marmara dışında yapılan yeni hizmetler ve projelerden de sözetmesini beklerken gündem Mavi Marmara'da kaldı.   Çok güzel sunum ve dokümanlar hazırlanmış. Araya da Sayın Genç'in İHH ile Suriye ve Afrika'da yaptığı çalışmaların kitapçıkları eklenmiş mavi marmara Belgeseli CD ve kitapçık ile... Bir de Mavi Marmara kumbarası...
  Yani Mavi Marmara ve İHH için hiçbir masraftan kaçınılmamış. Bu Suriye, Afrika'daki çalışmalar, yardımlar ve açılan kuyular , mavi Marmara çok insani ve gerekli çalışmalar... Düşüncesinden dolayı kutluyorum.   Ancak Mavi Marmara, Suriye, Afrika etkinlikleri için bastırılan kitapçıkları, yaptırılan kumbaralar, en önemlisi de bu organizasyonlar için harcana paralar ki; Bir geminin Samsun'a getirilmesi, buradan Çanakkale'ye 555 kişi ile birlikte götürülmesi, İstanbul'dan bu gemiye 100 işçi daha alınarak Çanakkale'ye götürülmesi, 555 kişinin 3-4 günlük giderleri, Çanakkale'deki ulaşım masrafları ve geri dönüş masrafları ne kadar tuttu merak ettim.   Bir de bu paraların nereen karşılandığını... Çünkü bildiğim kadarıyla Samsun'da tüm belediyeler, Canik belediyesi de dahil ekonomik kriz içinde .    Paranın ve yetkilerin patronu Büyükşehir Belediyesi bile parasızlıktan ağlarken;    Bafra Belediye Başkanı iflasını istemeye hazırlanırken;    Bazı belediyeler personel maaşı zamanı geldiğinde kara kara düşünürlerken ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Yılmaz'ın etrafında pervane dönerlerken ;

  Büyük Şehirin kara listesinde olan Canik Belediyesi'nin böyle bir organizasyonu ve böyle organizasyonlara harcanacak paranın kaynağı da belediye bütçesi olamaz, olmamalı diye de düşündüm.
      Bu soruları basın toplantısında soracaktım. Ancak yapılan etkinliğin coşkusuna o kadar kapılmışlardı ki katılanlar da... Buradan sormayı daha uygun buldum.   
Bir de  yapılan ve ses getiren tkinliğin diğer boyutlarını düşününce "PİŞMİŞ AŞA SU KATAN " sadece ben miyim diye düşündüm.   Ama öyle değilmiş... Orada konuşulanlarla ilgili düşünceler sadece benim değilmiş. 
  Öncelikle Mavi Marmara olayı yaşandı ve ardında derin acılar bıraktı.   Keşke mazlum halklar ezilmese, zulüm görmese ve Mavi Marmara'daki insanlar gibi onlara yardım etmek, katkı sağlamak isteyen insanlar gşbi düşünenler bu yolda verdikleri mücadelede şehit olmasa , emperyalist ve siyonistlerin saldırısında can vermese...
  Mavi Marmara'nın bir duruş olduğunu söyledi Osman Genç... Katılıyorum...    O gemiyi gezmeyenlerin duruş gösteremediğini de söyledi. 
    Mavi Marmara'yı ziyaret etmeyenlere de gönderme yaptı, paralellikle suçladı. İlk ve en büyük adres belli idi.     "Ezilen halklara herkes destek vermeli, sömürünün, baskının zulmün elinden kurtarılmalı, bunun için savaşılmalı " dedi Osman Genç, altına imzamı atıyorum.

  Herkes Mavi Marmara'nın yanında olmalı, Mavi Marmara'nın yanında olmak cesarettir."  dedi.
  Ancaak. Burada da baltayı taşa vurdu...   Nedir Mavi Marmara'nın yanında olmak?...   Bana göre o gemiyi oraya korumasız, askersiz, israil ordusunun ve siyonizminin kucağına kuru gürütülerle alkışlayarak yollayıp, 10 insanın şehit olmasına göz yummak mı?   İsraile "Van minute !"  kamedisiyle kafa tutup ardından silah anlaşmaları, nakliye! anlaşmaları, ticaret yaparak, madalyalar almak mı ?   Hiç ilgimiz olmayan okyanuslara korsanlara göz açtırmayacak ve dünyayı titretecek kahramanlıkta denizcilerimizi yollayıp, kendi vatandaşını kupkuru bir gemi, insanlık adına ölümü göze almış yüzlerce insanla ölüme ve zalimin kucağına yollamak mı?   Lafla yanında olunmuyor. Ben de yanındaydım yola çıkarken Mavi Marmara ve oradakilerin ve amaçlarının...   İnsanlarımız öldükten sonra arkalarından ağıt yakmak, öldüren saldıranları suçlamak, uuslararsı mahkemelerde davalar açmak ve kazanmak, ardında her ölen kişi başına " 1'er milyar dolar teklif ediyorlar" diye övünmek midir yanında olmak.   Ya da askerimizin başına çuval geçirilirken susmak, çuval geçireni Türkiye'de krallar gibi ağırlamak mı?   Ya da Süleyman Şah Türbesindeki mezarı ve kemikleri bir avuç çapulcudan kaçırarak "TÜRK TOPRAĞINIU TESLİM EDEREK KAÇMAK MI ?" Ve bunu kahramanca bir operasyon, kahramanlık diye anlatmak mı?   Ya da Türk Toprağı sayılan Büyükelçiliğimizi koruyamayarak bir avuç çapulcunun basmasını,işgal etmesini, rehin alınmasını ve rehin alınanları bedeller, yani fidye ödeyerek kurtararak , bunu da KAHRAMANLIK ve BAŞARI olarak sunmak mı?   Yanında olmak sayın genç Devlet olarak silahıyla , topuyla, tüfeğiyle vatandaşının yanında olmakla, topraklarına saldıranlara neye malolursa olsun yoketmek ve saldırdıklarına pişman etmekler, gemimize, insanımıza saldıran ve öldürenlere misli ile karşılık vermekle olur...   Arkalarından ağıtlar yakıp, emperyalizmin elinde olan uluslararsı hahkemelerden medet ummakla değil...   Ödenecek hiçbir bedel o 10 canı geri getirmeyecek.    Dünyanın öbür ucuna asker gönderen, Afganistan'da karargah kuran askerler acaba Mavi Marmara'nın  Ama göz göre göre önlemsiz, kuru gürültülerle o insanları oraya ölüme gönderen bir yönetici kafasını anlamama yetmiyor.
  YToksa Mavi Marmara'nın yanında olmak sadece orada can verip şehit olan insanların arkasından ağıt yakmakla, İsrail'e savaş topraklarına  silahsız gönderdiğiniz gemiyi, Türk topraklarında silahsız yürütmekle olmaz...   Diyeceksiniz ki, asker verseydik, türbeyi yerinde bıraksaydık, çuval geçirene silah sıksaydı can kayıpları olacaktı, asker ölecekti...   Asker ölmedi de Mavi Marmara'da can kaybı olmadı mı?
  Bakımlarını İsrail'e yaptırdığımız düşen uçaklarımızda can kaybımız , şehidimiz olmadı mı?   Savaşmadığımız Afganistan'da saldırıya uğrayıp şehit vermedik mi?
  Askerimizin ölmesinden korkuyorsak Ordu neden var? Savaşmayacaksa, caydırıcı olmayacak, Türk Ordusu ve Türkiye gücüne rağmen caydırıcılık ve kararlılık denince gülümsenen bir ülke olacaksa , askere ne gerek var bu kadar yatırıma, harcanan paraya, nasıl olsa İŞİD bile susturuyor toprak terkettiriyor,   Güneydoğu PKK'ya teslim, Ve sayın genç ÖÇanakkale Ruhu'ndan sözetti övünerek ... Hepimiz övünüyoruz..   Çanakkale Türk tarihi ve Türkiye Cmhuriyeti'nin dönüm noktasıdır diyoruz ve sayın Genç de bunu söyledi...   Türkiye Çanakkale Ruhu ile, Çanakkale'de canlarını ve kanlarını gözünü kırpmadan veren yüzbinlerce şehidimizin, gazimizin kahramanlarımızın kanlarıyla kazanıldı ve bu günlerin temeli atılmış oldu.   Yani sonuç, can vermeden, bedel ödemeden kazanılmaz, onurlu olunmaz, dik durulmaz.   Ve en önemlisi bir amaç uğruna verilen canların , boşa verilmediğini kanıtlayana, onların mücadelelerini başarıya kazandırana kadar da durmamalı.   Şimdi," Kan dökülmesin , can gitmesin,  verelim gitsin, kaçalım gitsin diyenler Çanakkale Savaşları sırasında yoklarmış Allahtan... 
  Yoksa bu gün ne Türkiye kalırdı, ne Türkiye Cumhuriyeti, ne vatan , ne millet...    Yine çok canlar giderdi, zulüm olurdu... Ama kazanmadan, onursuzca, çizmeler altında.
  Sayın Osman Genç, Mavi Marmara'yı gezmeyenler orada kahramanca şehit olanların anılarına saygısızlık ettiler belki... Paralel ya da anti aralel farketmiyor...,   Bu Hükümetin ve ülkeyi yönetenlerin duruşu ile ilgili olarak da bir kaç sözünüz var mı?
  Onlar PARALEL değil söyledikleri kadarıyla...,   Ama eğer o zaman da paralellik yaptılarsa ve bugün yolsuzluğun, adaletsizliğin , darbeciliğin sorumlusu iseler daha da yandık... 

  Çünkü bugün Devleti yönetenler PARALEL dedikleri ile birlikte yönettiler.   Görmediler mi? O zaman yönetemezler... Yöneticilik ileriyi görebilme sanatıdır, becerisidir...   Ve görülüp konuşulması gerekenleri de ... Çünkü yönettikleriniz her pencereden bakıyorlar size ve herşeye..... Yandaşlar ve yalakalar dışında 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
HaberEfor: SamsunHaberMudurnuHaber